Yazarlar
+ Yazar ol
+ Reklam ver
Türkiye'nin ilk ve tek sosyal içerikli kitap sitesi





En Etkileyici 12 Distopya Filmi

21 Nisan 2016 18:59

Yunanca bir sözcük olan distopya, en genel anlamıyla, ütopik toplum anlayışının anti-tezini tanımlamak için kullanılan bir sözcük. Ütopya, aslında olmayan, tasarlanmış, ideal toplum şekli anlamı taşıyor. Totaliter ve otoriter ya da baskıcı yönetim distopik toplumu ifade eder. Distopik toplumlarda arzu edilmeyen olaylar gerçekleşir ve kaos hakimdir. Ütopyalar nasıl hayalden hayale sürüklerse, distopyalar da paranoya oluşturup tedirgin eder bizleri.

 

1. Metropolis, 1927

Yönetmen: Fritz Lang, Oyuncular: Brigitte Helm, Alfred Abel, Gustav Fröhlich

Metropolis, Avusturyalı yönetmen Fritz Lang tarafından yönetilen sessiz bir film. Günümüze kadar olan süre içerisinde filmin bir kısmının kaybolmuştur. Metropolis’in senaryosu 1924’te yönetmen Lang ve eşi Thea von Harbou tarafından yazıldı. Film 1927 tarihli olmasına rağmen hakkında konuşuluyor, üzerine tezler, makaleler yazılıyor. Sinema okullarında olduğu kadar siyaset derslerine de konu oluyor, tekrar tekrar yorumlanıyor. Kapitalizm eleştirisi olan Metropolis birçok filme ve şarkıya da ilham kaynağı oldu. Ayrıca insan biçimli robotun görüldüğü ilk film de Metropolis’tir.

Film 2020 yılını ve makineleşmenin insanlığı nasıl bölüp parçaladığını anlatır. Zamanının çok ilerisinde çekim teknikleri kullanılan, görsel heybetiyle günümüze kadar yapılan hemen tüm bilim kurgu filmlere, hatta Madonna’nın Express Yourself gibi video kliplere ilham vermiştir. Robotun Maria’ya dönüşümü ve işçilerin robot gibi sıralar halinde vardiya değişimi yaptığı sahneler hala sinemaseverlerin en sevdiği ve tüm sinema programlarında en çok kullanılan bölümlerdir.

 

2. Fahrenheit 451, 1966

Yönetmen: François Truffaut, Oyuncular: Oskar Werner, Julie Christie, Cyril Cusack, Anton Diffring

Amerikan Edebiyatı’nın önemli isimlerinden Ray Bradbury’nin 1955’te yazdığı başyapıtı Fahrenheit 451, bir distopya ürünü. François Truffaut tarafından aynı adla 1966 yılında sinemaya uyarlanan eser, teknolojisi gelişmiş bir toplumun gerilemeye yüz tutmuş sanatına ve insanlığına ayna tutmaktadır. Filmde kitapların yasak olduğu, kitap bulunduranların tutuklandığı, bulunan kitapların anında yakılarak (filmde adını buradan alıyor, kağıdın yanma derecesinden) yok edildiği bir dünyada insanlar birer kitaba dönüşür, herkes bir kitap ezberler ve o kitapla tanımlar kendini. Yani kitaplar yakılsa da yok edilemez. Filmin kahramanı Montag, kitap yakmakla görevli itfaiyenin eridir. Gelen ihbarlara göre evleri basar, gaz döküp alev püskürten araçlarıyla kitaplıkla birlikte evleri de yakarlar.

 

3. Blade Runner (Bıçak Sırtı), 1982

Yönetmen: Ridley Scott, Oyuncular: Harrison Ford, Rutger Hauer, Sean Young, Edward James Olmos

Bilimkurgu yazarı Philip K. Dick’in Do Androids Dream of Electric Sheep (Androidler Elektrikli Koyun Düşler Mi?) adlı romanından 1982 yılında Ridley Scott tarafından uyarlanan Blade Runner, gelmiş geçmiş en iyi bilimkurgu filmleri listelerinde daima ilk üçte yer almayı başarmış unutulmaz bir klasiktir. Blade Runner, fütürist ve karamsar kurgusuyla tam bir distopyayı anlatır. Blade Runner’ın resmettiği dünyada insanların bir kısmı başka gezegenlere göç etmiş, çünkü dünya artık o kadar da yaşanılabilecek bir yer değil. Dünya, adeta teknolojiyle yoğrulmuş bir çöplükten ibaret. Devasa gökdelenlerin yükseldiği, hava kirliliğinin üst seviyelere ulaştığı boğucu bir dünya ve filmde 2019’un dünyası öyle kusursuz yaratılmış ki mavimtrak atmosferiyle daha sonraki tüm bilimkurguları derinden etkilemiştir.

 

4. Brazil, 1985

Yönetmen: Terry Gilliam, Oyuncular: Jonathan Pryce, Kim Greist, Michael Palin, Robert de Niro, Katherine Helmond

Film ironik, edebi ve keskin bir bürokrasi, modern devlet ve bunun getirdiği insan ve topluma yönelik eleştiriler barındırmaktadır. Brazil dün, bugün ve geleceği aynı potada eriten, tamamen çılgınca düş gücüne dayalı alternatif bir dünya oluşturur. Sinema, edebiyat ve diğer sanat dallarında 20. yüzyıla damgasını vuran bütün önemli akım ve türleri (gerçeküstücülük, dışavurumculuk, filmnoir vb.) tek bir filmde birleştiren bir yapı kurar. İşlerin teknoloji ve bilgisayarlar tarafından, uzmanlarca yapıldığı bu toplumda, bir bilgisayar hatası, uzman Sam Lowry’nin rüyalarının kadınıyla karşılaşmasını sağlarken, sistemle de başını belaya sokar. Robert de Niro’nun canlandırdığı tuhaf ve komik ajan Archibald Harry Tuttle’ın da hikayeye dahil olmasıyla, acayip nesneler ve kişilerle dolu sürükleyici bir kaçış hikayesi başlar. Brazil’de yaratılan tuhaf, absürd ve şaşırtıcı toplum düzeni, bilgiye, teknolojiye ve tüketime tapmaya devam eden günümüz toplumlarının hiç de uzak değildir.

 

5. 1984, 1984

Yönetmen: Michael Radford, Oyuncular: John Hurt, Richard Burton, Suzanna Hamilton

George Orwell’in 1984 adlı klasikleşmiş romanından sinemaya uyarlanan film, distopik bir evrende ve 3. Dünya Savaşı’nın henüz sonlandığı dünyamızda geçer. Dünyanın en büyük devleti olan Okyanusya, günümüz Londra’sının yerine kurulmuştur. Okyanusya deyim yerindeyse tam bir korku imparatorluğudur. Bu ülkede yaşayan herkes, yönetim diktesinin buyurduğu her şeye harfi harfine uymak zorundadır. Bu evrende ne kitap okumak serbesttir ne de aşık olmak… Hükümetin haberleşme ve sansür işlerinin yürütüldüğü bakanlıkta çılan Winston Smith, diğer çalışanlar gibi görevi gereğince halkı farklı yalanlarla uyutmak ve sahte gerçeklikler yaratmak zorundadır. George Orwell, ABD’deki bir sendikacıya yazdığı mektupta, “Kitapta anlattığım toplumun bir gün mutlaka gerçek olaca­ğına inandığımı söyleyemesem de, ona benzer bir toplumun gerçek olabileceğine inandığımı söyleyebilirim.” diyordu. Kitabın adıyla ilgili ise “Kitabın yazımını 1948 yılında tamamladığım için, 1948’in son iki rakamının yerlerini değiştirmeye karar verdim” diyecektir.

 

6. Gattaca, 1987

Yönetmen: Andrew Niccol, Oyuncular: Uma Thurman, Ethan Hawke, Jude Law

Andrew Niccol’un senaryosunu yazıp yönettiği Gattaca’da, genetik biliminin giderek artan önemine bağlı olarak yol açabileceği toplumsal değişiklikler hakkında uyarılarda bulunulmaktadır. Filmin ortaya koyduğu distopik sistemde toplumsal hayat sürekli ilerlemeye ve mükemmeliyetçiliğe yönelik olarak şekilendirilmektedir ve genetik bilimi bu hayatın belirleyici öğesi konumundadır. Genetik yönden kendilerine müdahale edilmeyenlere uygulanan faşizm filmin ana temasını oluşturmaktadır. Filmde genetik kod üzerine birçok gönderme yapılmıştır. Gattaca kelimesinin g, a, t ve c harfleri DNA zincirlerini oluşturan harflerdir. Ayrıca filmdeki mekan tasarımlarında da zincire göndermeler vardır. Mekan renklerinden, kostüm tasarımına hep steril ve saf toplum düşü birçok metafor ile izleyiciye aktarılamaya çalışılmıştır.

 

7. Twelve Monkeys (12 Maymun), 1995

Yönetmen: Terry Gilliam, Oyuncular: Bruce Willis, Brad Pitt, Madeleine Stowe

Birbirinden güzel müzikleriyle izleyeni etki altına alan Twelve Monkeys, geçmiş, gelecek ve şimdinin birbirine geçtiği bir film. İnsanoğlunun bir virüsle yok edileceğinin öğrenilmesi üzerine geçmişe yolculuk yapılmasını konu alan film, gelecekle savaşı işlerken, akılda kaderin değiştirilip değiştirilemeyeceği gibi sorular bırakıyor. Sisteme yönelik derin analizler barındıran Twelve Monkeys, delilikle gerçeğin iç içe geçtiği, insanoğlunun yeryüzündeki şiddeti, yarattığı kaos üzerine eleştiren bir hikayeye sahip.

 

8. Dark City (Karanlık Şehir), 1998

Yönetmen: Alex Proyas, Oyuncular: Rufus Sewell, William Hurt, Kiefer Sutherland, Jennifer Connelly

Zamanın, insanların karakterlerinin ve kişiliklerinin, hatta kenti oluşturan tüm dokunun uzaylı yaratıkların kontrolünde olduğu bir dünyada geçen Dark City, adı gibi karanlık anlatıma sahip bir film. Filmin sonuna kadar göremediğiniz güneşin yokluğu da bu anlatımı destekler nitelikte. Karanlık bir şehir, gündüzün hiç yaşanmadığı gizemli bir yer… Saat 12’de bütün şehir uyur. Arabalar, kafeler, oteller, büfeler… Herkes uyutulur. Bir tek kişi hariç John Murdoch. Geçmişini arayan bir adam… Güneşin hiç doğmadığı bu şehirde bir şeyler ters gitmektedir, ama Murdoch kendisinin bile anlayamadığı bu şeyi başkalarına nasıl anlatacaktır?

 

9. The Matrix, 1999

Yönetmen: The Wachowski Brothers, Oyuncular: Keanu Reeves, Laurence Fishburne, Carrie-Anne Moss

Matrix’te yapay zeka (artificial intelligence) olarak ifade edilen makinelerin dünyayı ele geçirdiği ve insan ırkını sadece bir enerji kaynağı olarak kullanarak, insanlara hayali bir dünya yaşattıkları senaryo edilmektedir. Geniş izleyici kitleleri tarafından izlenen Matrix, sanal gerçeklik oluşturan bir bilgisayar programının çok gelişmiş bir şeklini ifade etmektedir. Matrix filmi bize felsefi şüpheciliğin tedirginlik veren kaygılarını, hayli çekici bir biçimde sunmaktadır. Matrix filmi seyirciye sorularla meydan okuyan bir filmdir. Siz olsaydınız hangi hapı seçerdiniz, kırmızıyı mı, yoksa maviyi mi? Cahillik mutluluk mudur, yoksa ne olursa olsun hakikati bilmeye değer mi?

 

10. Equilibrium (İsyan), 2002

Yönetmen: Kurt Wimmer, Oyuncular: Christian Bale, Sean Bean, Emily Watson

Distopik bir bilimkurgu olan Equilibrium’da, insani duyguların tamamen yasaklandığı, kontrol altına alındığı bir gelecekteyiz. Prozium adlı ilaç insanlara verilmekte ve böylece aşk, sevgi, merhamet gibi tüm duygular kontrol altına alınmaktadır. Huzurun ancak bu yolla sağlanabileceği düşünülmektedir. Bu totaliter sistemi denetleyen son derece acımasız ajan-rahipler bulunmaktadır. Kahramanımız John Preston bir gün bu ilacı almayı unutur ve sistemin en sadık koruyucusu olan John bir anda insani duygularının açığa çıktığını fark eder.

 

11. District 9 (Yasak Bölge 9), 2009

Yönetmen: Neill Blomkamp, Oyuncular Sharlto Copley, Vanessa Haywood, Jed Brophy, Nathalie Boltt

Klasik ABD yapımı uzaylı filmlerinin sıradanlığını geride bırakan müthiş bir yapım District 9. Uzaylılar dünyaya gelirler ama bu kez teknolojileri bizden ileride değildir, gemileri yanlışlıkla Johannesburg civarlarında mahsur kalır ve olaylar başlar. İnsanlar bu davetsiz misafirleri önce toplama kamplarında esir edecek ve ardından bu misafirlere silah, uyuşturucu verecek ve durumu bir adım ileriye götürerek kadın ticareti bile yapacaklardır. İşte tam bu noktada MNU isimli bir şirket çalışanı olan filmin baş kahramanı olaya dahil olur ve uzaylıları daha güvenli ve rahat edebilecekleri başka bir toplama kampına götürmeye çalışır.

 

12. The Lobster (Istakoz), 2015

Yönetmen: Yorgos Lanthimos, Oyuncular: Colin Farrell, Rachel Weisz, Ben Whishaw, John C. Reilly, Léa Seydoux

Yunan yönetmen Yorgos Lanthimos’un ülkesi dışında çektiği ilk filmi The Lobster’da distopik bir dünyanın kapılarını sonuna dek zorluyor. Seyircisine kolay unutamayacağı bir bilimkurgusal deneyim yaşamaya davet ediyor. Kurallara göre, bekar veya yalnız olmanın yasak olduğu bu dünyada, sevgilinizden ayrılır ya da eşiniz ölürse, bir otele gönderiliyor ve buradaki diğer bekar insanlardan biri ile 45 gün içinde partner olmanız bekleniyor. Bunu başaramayanlar ise kendi seçtikleri bir hayvana dönüştürülüyor ve ormana bırakılıyor. Ormanda yaşayan ve bu kuraldan kaçan kaçaklar ise otelde kalanlar tarafından avlanabiliyor ve her yakalanan kaçak karşılığında bir ekstra gün kazanabiliyorlar.


İçeriği beğendiysen paylaş, çünkü paylaşmak güzeldir :)

İçeriği beğendiysen paylaş, çünkü paylaşmak güzeldir :)

admin-profile/can-ucar.jpg
Can UÇAR

ListeKitap Editörü


Siz de ListeKitap ta kendi içeriklerinizi yayınlayabilir
ve bir yazar profiline sahip olabilirsiniz. İletişim: yazar@listekitap.com

admin-profile/can-ucar.jpg
Can UÇAR

ListeKitap Editörü


Siz de ListeKitap ta kendi içeriklerinizi yayınlayabilir
ve bir yazar profiline sahip olabilirsiniz. iletişim: yazar@listekitap.com

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapın. Üye değilseniz Kayıt Olun

Ünlü Kitaplar Hakkında İlginç Gerçekler

20.626 kez okundu 04 Ocak 2016

Kitap okumayı keyifli hale getirmenin 10 yolu

12.185 kez okundu 01 Haziran 2015

İşte, İstanbul’daki muhteşem 10 kitap kafe!

88.129 kez okundu 20 Kasım 2015

Game Of Thrones'tan 20.Yıl Özel Sürprizi

4.690 kez okundu 08 Ağustos 2016

Okunması Gereken Savaş Karşıtı 9 Roman

12.917 kez okundu 14 Mart 2016


Bizi sosyal medyada takip edin

Arkadaşına Gönder

kalan süre
45% Complete
59 Dk