Yazarlar
+ Yazar ol
+ Reklam ver
Türkiye'nin ilk ve tek sosyal içerikli kitap sitesi





9 Ünlü Yönetmen ve Bilinmeyen Yönleri

07 Şubat 2017 09:42

Robert Schnakenberg, Domingo Yayınları’ndan çıkan kitabı “Büyük Yönetmenlerin Gizli Hayatları”nda buna benzer birçok sırrı ifşa ediyor, sinemanın dâhileri hakkında sadece arkalarından konuşabileceğiniz gerçekleri açıklıyor.

 

1- Jean Luc Godard

Jiletle parçalanan kıyafetler

1960’ların başında, şöhretinin doruğundayken, Godard başrol oyuncularından Anna Karina ile fırtınalı bir evlilik yaşar. Paris’in “en gözde” çifti olmalarına rağmen ilişkileri berbattır. Godard, durup dururken haftalarca ortadan yok olur. Bir defasında Karina’ya bir paket sigara almaya çıkacağını söyledikten sonra neredeyse bir ay boyunca ortalıkta görünmediği söylenir. Bir aradayken de kedi köpek gibi didişirler. Mesela senaryo yazarı Paul Gégauff çiftin evine yaptığı bir ziyarette, onları, kıyafetlerinin jiletle lime lime doğranıp etrafa saçılmış olduğu buz gibi bir odanın iki ayrı köşesinde çırılçıplak bulduğunu anlatmış. Her yerde cam kırıkları varmış. Godard “Sana içmek için bir şeyler ikram ederdim ancak hiç bardak kalmadı” der ve Gégauff’tan evden çıkabilmeleri için üstlerine giyecek birer yağmurluk satın almasını rica eder. Geçimsiz çift 1965’te ayrılır.

 

2- Pedro Almodovar

Kadın kıyafetleriyle punk söylüyordu

Pedro Almodóvar’ın Madrid’deki ilk yılları, en yaratıcı, en üretken ve en tuhaf dönemlerinden biriydi. Star, Vibora ve Vibraciones gibi yeraltı gazete ve dergileri için makaleler yazıp kırmızı noktalı karikatürler çiziyordu. Karmaşık bir aşk üçgeni içindeki bir tampon imparatoru hakkında soft porno bir foto-roman yazdı. Peruk takıp gözlerine siyah kalem çeken Almodóvar, file çoraplarla tamamladığı kostümüyle, arkadaşı (daha çok sahne adı “Fanny McNamara” ile tanınan) Fabio de Miguel’le kurduğu sahneye kadın kıyafetleriyle çıkan punk-rock ikilisi Almodóvar & McNamara’nın vokalistliğini yapıyordu. (En çok alkış alan şarkılarının adı “Suck It to Me” idi.) Belki de o dönemdeki en tuhaf icraatı olarak kendine Patty Diphusa adıyla bir kadın porno yıldızı alter egosu yarattı ve haftada bir, onun taşkınlık dolu “anılarını” La Luna Gazetesi’ne gönderdi. (Kitap bizde Patty Diphusa Hikâyeleri adıyla yayınlandı.)

 

3- Quentin Tarantino

Bir fetişistin ayak oyunları

Lafazan yönetmenin had safhada bir ayak fetişi var. İnanmıyorsanız, hem Pulp Fiction hem de Kill Bill’de birçok defa ekrana gelen Uma Thurman’ın çıplak ayaklarına, Günbatımından Şafağa’da Tarantino’nun Salma Hayek’in ayakkabısından tekila içtiği sahneye, Tarantino’nun dudaklarının yüzü görünmeyen bir kadının ayak parmaklarıyla buluştuğu sayısız paparazzi fotoğrafına ve 2008’de bir film festivalinde yönetmen John Waters’la gerçekleştirdiği röportajda, “o uzantılara meyilli” olduğunu kabul etmesine bir bakın. Senarist Joe Eszterhas, Hollywood Animal adlı anı kitabında manikürcüsünün kendisine Tarantino’nun bu ilgisini ve bir keresinde zevk için Cameron Diaz’ın ayak parmaklarını emdiğini anlattığından bahsetmişti. Kill Bill filminin oyuncuları, Tarantino’nun sette herkesin ayaklarını çekmekle oldukça meşgul olduğunu ve isterse sadece bu ayak çekimlerini kullanarak baştan sonra ayrı bir film yapabileceğini anlatmışlardı. Tarantino 2006’da ünlü top model Tyra Banks’in yapımcılığını ve sunuculuğunu üstlendiği Amerika’nın Yeni Top Modeli yarışmasının özel ayak fetişi bölümünde de jüri üyesi olarak ekrana çıkmıştı.

 

4- Stanley Kubrick

Ay’a iniş görüntülerini güya o çekmiş

Komplo teorisi meraklıları arasında Kubrick’in düzmece olarak kabul edilen Ay’a iniş görüntülerine yaptığı sözde katkılara dair dedikodular yıllardır dolaşıyor. Efsaneye göre 1968 yılının başlarında NASA yetkilileri büyük bir gizlilik içinde Kubrick’e ilk üç ay yolculuğu “yönetmesi” için oldukça kazançlı bir teklif sunar. Kubrick 16 ayını, Huntsville, Alabama’da özel inşa edilmiş ses geçirmez bir stüdyoda, Apollo 11 ve 12’nin Ay’a inişinin her evresini sahnelemekle geçirir. Ortaya çıkan filmle, Neil Armstrong, Buzz Aldrin ve diğerlerinin Ay’ın yüzeyinde yaptığı muziplikler televizyondan gösterilir ve her gördüğüne inanan Amerikan halkına gerçekmiş gibi sunulur. Yayın Houston’daki Johnson Uzay Merkezi’nde bulunan Kubrick tarafından, 2001 filmindeki “İnsanlığın Doğuşu” sahneleri için geliştirdiği önden gösterim metodunun aynısı kullanılarak uzaktan yönetilir.

 

5- Steven Spielberg

Sarmısaklı yemek mi? Ayrılalım.

Spielberg’i çapkın biri olarak hayal etmek ne kadar güç olsa da, gençliğinde onun da biraz yaramazlık yapmış olduğunu söylemek gerek. Evlenip çoluk çocuğa karışmadan önce Victoria Principal ve Sarah Miles gibi medyatik kadınlarla takıldığı olmuş. Tavladığı en meşhur isimse, Valerie Bertinelli’ymiş. Tanışır tanışmaz ikili arasında kıvılcımlar çakmış ve Spielberg, çiçekler gönderip sevimli yıldızı yemeğe davet etmiş. Bertinelli yaşadıklarını bir röportajda sonradan şöyle özetlemiş: “Birkaç kez beraber gezip tozduk... Bundan daha fazlasını da yaptığımız oldu.” İkilinin bu küçük aşk macerası akla hayale gelebilecek en tuhaf nedenden bitmiş. Spielberg’in sarmısağa karşı klinik boyutlara varan bir tiksintisi vardı. “Bir akşam onun için yemek hazırlıyordum. Tam sarmısakları doğramaya girişecekken bunu gördü,” diye hatırlıyor Bertinelli o günü. “Birden ‘Hayır, hayır, hayır, sarmısak olmaz!’ demeye başladı. Ben de ‘Gerçekten mi? Peki’ dedim. Ancak o sırada kafamdan geçen şuydu: Sarmısak yiyemeyen biriyle hayatta beraber olamam.” 1970’lerde pek çok ergenin hayallerini süsleyen Bertinelli’nin İtalyan mutfağıyla barışık birinin kollarına kendisini atması fazla uzun sürmeyecekti. Bu kişi de gitar virtüözü Eddie Van Halen’den başkası değildi.

 

6- David Lynch

Hayvanlardan maket uçak yapan yönetmen

Transandantal meditasyon yapmaya başlamadan önce, Lynch’in hem kendisi hem de köpeği öfke doluydu. Yaklaşık 20 yıl boyunca bastırdığı saldırganlığından arta kalanı “The Angriest Dog in the World” adlı karikatür dizisine aktardı. “Bu karikatürlerdeki mizah duygusu, acınası derecede mutsuz ve ısdırap içindeki insanların hastalıklı halinden yola çıkmaktadır” diye de açıklama yaptı. “En Kızgın Köpek”, 1992’de sessiz sedasız ortadan kaybolana kadar, kendine muhtelif gazetelerdeki maceralarını heyecanla takip eden bir kitle yarattı. (Lynch, bir süre önce onu sanal âlemde hayata döndürdü.) Öte yandan Lynch’in hayvanlara pek de iyi davrandığı söylenemez. Çünkü kan donduracak bir hobisi var; eğlence için hayvan kadavraları inceliyor. Bu tuhaf uğraşı, bir veterinerin ona ölü bir kedi hediye etmesiyle başlamış. Lynch ölü kediyi eve götürüp kesmiş ve içini açmış. Arta kalanlarını bir şişeye doldurduğu hayvan burada katılaşıp adeta sonsuza dek kedigiller familyasından bir Cutty Sark’a dönüşmüş. Ardından Lynch, ördek, tavuk ve başka birçok hayvanı da “dokularını incelemek” için kesmeye ve onları maket setler haline getirmeye başlamış.

 

7- Federico Fellini

Medyumların, falcıların gözbebeği

Fellini, her ne kadar Katolikliği reddedip bedenselliği kutsayan filmler yapsa da, ruhani dünyaya saplantılı bir ilgi duyuyor ve Penus isimle favori medyumu eşliğinde ruhlar âlemi ile iletişime geçme şansını hiç kaçırmıyordu. Bir dizi başka çatlak “kutsal” insanla da çalıştı. Aralarında Alman bir astrolog, İtalyan bir şifacı ve sadece “Nardu Amca” olarak tanınan ve istediği zaman kendini bir ata çevirebileceğini iddia eden bir büyücü bulunuyordu. 1960’ların ortalarında yönetmen, meşhur İtalyan kâhin Gustavo Adolfo Rol’un müridi oldu. Rol, iddialara göre, kapalı kitapları okuyabiliyor, zihin gücüyle nesneleri hareket ettirebiliyor ve geleceği görüyordu. Fellini, Rol’un bir parkta büyük bir eşekarısını yalnızca telekinetik güçlerini kullanarak öldürdüğünü gözleriyle gördüğünde ısrarcıydı. Bir yandan da filmlerinin gişe başarısı hakkında kendisine önceden bilgi vermeleri konusunda ruhani arkadaşlarına bel bağlamıştı. Bir defasında medyumlarından birinin yönetmene “Sıradaki iki film gişede çakılacak” dediğinin duyulmasıyla, onunla çalışarak kariyerlerinin ölüm fermanını imzalayacaklarından korkan oyuncular, Fellini’nin telefonlarına çıkmamaya başladı. Sonuçta iki film de fiyaskoyla sonuçlanarak Fellini’nin psişik dünyaya olan inancını ölümüne sağlamlaştırdı.

 

8- Francis Ford Coppola

Oscar’lı yönetmenin porno geçmişi

“Vahşi Batı, Hiç Bu Kadar Vahşi Olmamıştı... Fıstık Gibi Kızlar... Utangaç Kovboylar!” Coppola’nın 1962’de çektiği soft porno filmi Tonight for Sure’un afişinde bu slogan vardı. İlk profesyonel işi için tuhaf bir seçim yapan Oscar ödüllü yönetmenin çektiği 69 dakikalık bu müstehcen film, yan dairede bir fotoğrafçının yaptığı çıplak fotoğraf çekimini fark eden ve bir sapık için bulunmaz bir fırsat yakalayan ihtiraslı bir röntgencinin maceralarını anlatıyordu. Adam, kadınların çıplak vücutlarını rahatça röntgenleyebilmek için güçlü bir teleskop edinmişti... Coppola, porno eserini “ara sıra, birkaç memenin görüldüğü saçma bir komedi” olarak tanımlamıştı. Müzikleri de babası Carmine’e hazırlatmıştı. Ardından ikinci bir porno için teklif aldı. The Bellboy and the Playgirls adlı bu filmde de iç çamaşırı mankenlerinin kaldığı odaya sızmak için bir sürü dolap çeviren azgın bir otel komisinin başından geçenleri anlattı. Filmde 17 yaşındaki bir kız dışında -babası görürse öldürür diye korkuyordu- tüm kadınlar üstsüzdü. Coppola kızın sutyeniyle kalmasına izin verdi.

 

9- Francois Truffaut

Aşk böceği

Patolojik derecede kadınlara düşkün olan Truffaut, sinema tarihinin en hareketli yönetmen yataklarından birine sahipti. Jeanne Moreau, Julie Christie, Fanny Ardant ve Jacqueline Bisset, Truffaut’nun yatak odasını ziyaret eden aktrislerden birkaçıydı. Truffaut oyunda kural tanımıyordu. Cazibeli aktrislerle birlikte olduğu gibi, uygun fiyatlı hayat kadınlarıyla da yatıyordu. Hem Catherine Deneuve hem ablası Françoise’la ilişki yaşadı. Üstelik tüm bunları yaparken evliydi. Truffaut’nun yakışıklılığı ve dehası, kadınlar konusunda bahtının bu kadar açık olmasını ancak bir yere kadar açıklıyordur. 1.69 boyundaki Kazanova aşırı utangaçtı ve yanlarındayken heyecandan tırnaklarını yemesi, kadınlar tarafından acayip çekici bulunuyordu. “Hayatta bir erkekle akşam yemeği yemem” demişti. “Hitler ve Sartre’la ortak noktam bu. Akşamları etrafımda erkeklerin olmasına katlanamıyorum. Akşam benim için mahrem bir yerde geçirilen özel hayat demektir.”

 

Gülenay BÖREKÇİ


İçeriği beğendiysen paylaş, çünkü paylaşmak güzeldir :)

İçeriği beğendiysen paylaş, çünkü paylaşmak güzeldir :)

admin-profile/gokceturkkan.jpg
Gökçe Türkkan

ListeKitap Editörü


Siz de ListeKitap ta kendi içeriklerinizi yayınlayabilir
ve bir yazar profiline sahip olabilirsiniz. İletişim: yazar@listekitap.com

admin-profile/gokceturkkan.jpg
Gökçe Türkkan

ListeKitap Editörü


Siz de ListeKitap ta kendi içeriklerinizi yayınlayabilir
ve bir yazar profiline sahip olabilirsiniz. iletişim: yazar@listekitap.com

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapın. Üye değilseniz Kayıt Olun

Kitaptan Uyarlanan En İyi 10 Aşk Filmi

44.967 kez okundu 23 Eylül 2016

Kadıköy'de Karikatür Evi Açıldı

5.047 kez okundu 03 Ekim 2016

Ünlü Kitaplar Hakkında İlginç Gerçekler

20.627 kez okundu 04 Ocak 2016

11 Madde ile Tuncel Kurtiz'in Hayatından Kesitler

15.480 kez okundu 27 Eylül 2016

7 Ünlü Yazarların Favori Kitapları

8.769 kez okundu 22 Şubat 2017

En Çok Okunan Siyaset-Politika Kitapları

9.469 kez okundu 01 Haziran 2015

Sanat Ne Anlatır ? 6 Gizemli Yapıt ve Öyküleri

6.673 kez okundu 21 Eylül 2015

Aşkta Yarın Yoktur Sevgili: Cezmi Ersöz

25.076 kez okundu 17 Mayıs 2016


Bizi sosyal medyada takip edin

Arkadaşına Gönder

kalan süre
45% Complete
59 Dk