Yazarlar
+ Yazar ol
+ Reklam ver
Türkiye'nin ilk ve tek sosyal içerikli kitap sitesi





Tek Tadımlık Hayat Kitabından 10 Tadımlık Alıntı

23 Mart 2017 10:00

Hayatın anlamı, ölüme yaklaşmış ya da ölümün kıyısından dönmüş insanlar için çok daha farklıdır. Birçok dergide okumuşssunuzdur veya röportajda izlemişsinizdir. Bu konuda izlemiş olduğum bir röportaj beni çok etkilemişti. Kansere yakalanmış genç bir kadın tedavi sürecinin sonunda kanseri yeniyor ve hayatın onun için asıl o zman başladığından bahsediyordu. Ona sorulan sorulara verdiği yanıtlardan hastalıktan önce kendini ne kadar az önemsediği, bir koşuşturma içinde hep başkalarını mutlu etmeye çalıştığı, hayallerini ertelediği, küçük şeyleri dert ettiği ortaya çıkıyordu. Yapılan röportajda mutlu, hayat dolu bir çift gülen göz size merhaba diyordu. Onun yaşama sevinci adeta izleyenlere yansıyordu.

Bizler de hayatı dolu dolu yaşamak, her anımızdan keyif almak için önemli bir olayla, hastalıkla karşılaşmayı mı beklemeliyiz yoksa edinilen tecrübelere bakarak bize sunulan hayatı tadını çıkararak mı yaşamalıyız?

 

Seçim bizim elimizde , ben ikinci seçeneği seçiyorum ve bana verilen bu hayatı küçük şeylerle mutlu olarak, sevdilklerime onları sevdiğimi söyleyerek, hayallerimi mümkün olduğunca ertelemeyerek yaşıyorum.

 

Tek tadımlık hayat kitabının yazarı Lee Lipsenthal için de durum kanser olduğunu öğrenmesiyle başlar. Aslında Doktor Lee hayatı çok da es geçen biri değildir ya da öyle olmadığını düşünmektedir. Fakat bu hastalıkla tanışınca ne kadar yanıldığını anlıyor ve kendini tamamiyle özgür bırakıyor. Başarılı bir doktor olan Lee, evli ve iki çocuk babasıdır. Mutlu bir aile yaşamı vardır. Aşkı yaşamış ve sevdiği kadınla evlenmiştir. Birden bu düzen bir biyopsi raporuyla yerle bir olacaktır. Yıllarca hastalarına umut dağıtmış, onlara moral vermiş , onları yüreklendirmiş bir doktor olan Lee aynı durumla kendisi karşılaştığında nasıl tepki verecektir? Anne, babası, eşi ve çocuklarıyla bu süreç nasıl ilerleyecektir? Hayatına artık karamsar bir şekilde devam mı edecektir, yoksa hayat onun için daha anlamlı bir hale mi gelecektir? Tüm bu sorulara cevaplar bulacaksınız; kitabı bitirdiğinizde şükretmenin, küçük güzel anların farkına varmanın, sevmenin ve sevilmenin ne kadar önemli olduğunu anlayacaksınız.


 

Kitaptan alıntılarla devam edelim:

Kitabın kapağında Steve Jobs’un bir konuşmasından alınan şu anlamlı söz yer alır:

“Her günü son günmüş gibi yaşayın, nasıl olsa bir gün haklı çıkacaksınız!”

 

Ben üniversitedeyken yakın ölüm deneyimi denen şeyi yaşadım ve hayatım değişti. O kadar depresiftim ki, intihar etme noktasına kadar gelmiştim. Nasıl oluyorsa, kendi ölümünüzle yüzleşmek zorunda kaldığınızda nihilizme geçmeniz çok kolay oluyor: neden üzüleyim , hiçbir şey umurumda değil, dert değil, kimin umurunda vesaire. Bana olan da buydu ve kendi ölümümüzle ilgili düşünmemenizin sebeplerinden biri de budur.

 

Başarının seviyesi insanı çok yalnız olmaya itebilir. Benim deneyimimde, temel ihtiyaçları karşılayacak kadar başarı gösterdiyseniz, bu sizi yalnızlıktan ziyade diğerleriyle iletişim halinde olmaya itiyor. Diğer bir deyişle, insanlar başarılarına rağmen mutlu olur, onlar sayesinde değil. Mutluluk getiren şey aşk ve samimiyettir. Lee’nin yazdığı gibi, “Artık ölmeden önce yapılması gerekenler listem yok. Hayatımda aşk var.”

 

Mark Twain’e ait güzel bir söz:

“Ölüm korkusu yaşam korkusundan gelir. Hayatı dolu dolu yaşayan bir insan, her an ölmeye hazırdır.”

 

 

Yıllardır “Bugün ölmek için güzel bir gün” lafını öğretiyordum. Bu, zaman zaman savaşlarda kullanılan, Amerika’nın yerlilerine ait bir sözdü. Bugün iyi bir neden için ölüyorum, ama bu aynı zamanda hayatımızın her gününü dolu dolu yaşadıysak her günün ölmek için iyi bir gün olduğu anlamına geliyor.

 

Anksiyetem zamanla azalmaya başlamıştı. Daha az tedirgin oldukça, daha yaratıcı ve daha açık zihinli olmaya başladığımı fark ederek bunun psikolojik bir etki olduğunu öğrendim. Stres hormonlarına bulanmış beyinler, fonksiyonlarını stresten arınmış beyinler gibi gerçekleştiremiyordu.

 

Yeni bir şey yapmak ve görmek için koşuşturmaya ya da tonlarca gereksiz iş yapmamıza gerek yok. Sadece oturmaya, dinlenmeye ve öğrenmeye ihtiyacımız var. Bu, zaman geçtikçe , benim hayat felsefem oldu. Her gün olan iyi şeyleri önemse ve bundan keyif al, olması gerektiği ya da olabileceği şeyden değil.

 

 

Sevdiğim biri sevmediğim bir şey yaptığında derin bir nefes alıp o insanın hayatımda ne anlam ifade ettiğini düşünüyorum. Bu da o an vereceğim tepkiyi azaltıyor. Artık bunu, beni rahatsız eden bir şey söz konuus olmadığında da yapıyorum. Oturuyorum , derin bir nefes alıp hayatımdaki sevdiğim insanları düşünüyorum ve bu da bana günlük hayatın yoğunluğunda sevdiğim şeyleri hatırlamamı ve hayatımın ne kadar güzel olduğunu görmemi sağlıyor.

 

Affetmek konusunda sorun yaşamamızın asıl nedeni, affedince ipleri karşı tarafın eline vereceğimize inanmamızdır. Bu doğru değil. Stanford Üniversitesi’nden Fred Luskin affedip unutmak yerine “affet ve hatırla” der. Affedin ve hayatınıza devam edin, aynı hatayı tekrarlamamak için de hatırlayın.

 

Bir gün siz de kendi ölümünüzle yüzleşeceksiniz. O anda , dilerim ki iyi yaşanmış, pişmanlık duymadığınız ve hakkıyla sevdiğiniz bir hayat geçirmiş olduğunuzu görürsünüz. O gün geldiğinde, umarım ölmek için güzel bir gün olur.

 

Diğer alıntılarımız için <<<


İçeriği beğendiysen paylaş, çünkü paylaşmak güzeldir :)

İçeriği beğendiysen paylaş, çünkü paylaşmak güzeldir :)

admin-profile/ozge-ayturk.jpg
Özge Aytürk

ListeKitap Editörü


Siz de ListeKitap ta kendi içeriklerinizi yayınlayabilir
ve bir yazar profiline sahip olabilirsiniz. İletişim: yazar@listekitap.com

admin-profile/ozge-ayturk.jpg
Özge Aytürk

ListeKitap Editörü


Siz de ListeKitap ta kendi içeriklerinizi yayınlayabilir
ve bir yazar profiline sahip olabilirsiniz. iletişim: yazar@listekitap.com

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapın. Üye değilseniz Kayıt Olun

Birbirinden İlginç 13 Kitap Ayracı

16.733 kez okundu 20 Mayıs 2015

Arkeoloji Severlerin Okuması Gereken 11 Kitap

6.068 kez okundu 21 Aralık 2016

Karaköy Sokak Festivali Başlıyor!

15.047 kez okundu 23 Eylül 2016

Can Yücel’in 20 Eşsiz Şiirinden Alıntılar

9.545 kez okundu 18 Eylül 2015

İçinde Saatler Geçirebileceğiniz 18 Mükemmel Oda

7.261 kez okundu 24 Ağustos 2015

Da Vinci gibi düşünmenin 7 Temel Prensibi

4.971 kez okundu 08 Haziran 2015

Sahur Vaktine Kadar Okunabilecek 10 Kitap

22.566 kez okundu 28 Haziran 2015

İnsanı Okumaktan Soğutan Okur Tipleri

9.283 kez okundu 08 Ocak 2015

Sabahattin Ali'nin Sevdiği Şairler ve Yazarlar

7.272 kez okundu 17 Mart 2016


Bizi sosyal medyada takip edin

Arkadaşına Gönder

kalan süre
45% Complete
59 Dk