Yazarlar
+ Yazar ol
+ Reklam ver
Türkiye'nin ilk ve tek sosyal içerikli kitap sitesi





Ölüm Yıldönümünde Mavi Sürgün Kitabı ile Halikarnas Balıkçısı'ndan 12 Alıntı

13 Ekim 2016 08:00

Cevat Şakir Kabaağaçlı, namı diğer Halikarnas Balıkçısı... 1925 yılında yazdığı bir öykü nedeniyle idam edilmek istense de gerçekleşmemiş, sonrasında ise 3 yıl boyunca Bodrum'a sürgün edilmiştir. Sürgün yerine olan bağlılığı günden güne artmış ve Bodrum'a olan aşkı ona Halikarnas Balıkçısı lakabını kazandırmıştır. Mavi Sürgün kitabıyla bu serüvenini, sürgünü ve aşkını anlatmaktadır.

 

Arka kapak yazısı:

"Karakolda ona, 'İstiklal Mahkemesine gideceksin,' denir. Niçin İstiklal Mahkemesine gittiğini bilmez. İki jandarma ile, kelepçeli olarak İstiklal Mahkemesine sürüklenir. Mahkemenin bulduğu bir suç vardır. Sonunda cezasının idam olacağı anlaşılır. Sabırlık ve tarlakuşu eller, göğüste kavuşturulmuş, idamı bekler. Sürgün edileceksin denilir. Sürgün yeri Bodrum bir muammadır, bir karanlıktır. Ama işte apansız karanlık kalmaz. Bu 'Mavi Sürgün' yazısı, bu işin nasıl olduğunu anlatacaktır." -Halikarnas Balıkçısı-

 

Vakit öldürüyoruz, diyorlardı. Kimin haddine düşmüş vakti öldürmek! "Vakit" onu yaşatmayı bilmeyenleri öldürür; bitkileri, insanları, imparatorlukları, uygarlıkları, çağları hep yok eder.

 

Ne kap ne kacak; gönül dolusunca yaşıyorum. Zamanı hep yatay sanırlar. Ben geçmişte yokum, gelecekte de yokum, şimdi dikine varım, yükselmesine sonsuz, derinlemesine sonsuz...

 

Gövdemle ayrılamıyordum ama bir de gönül olarak ayrılmak vardı. İşgal altındaki İstanbul’da değil, işgalden uzak kalan İstanbul’da yaşamak vardı.

 

Ressam Rıfat Koçak'ın, 'Mavi Sürgün' kitabından ilham alarak yaptığı resimlerden biri.

 

Bir yere geldik, iki köylü kızı güneş yanığı esmer mi esmer. Birisinin gözü yoktu diyeceğim geliyor. Çünkü yüzüne bakınca gözlerin bulunması gerektiği kara kirpikli çatlaktan başının arkasındaki mavi gün görünüyor, ta öylesine çakır bakışlı.

 

O sırada bir arkadaşla konuşurken, arkadaş İstanbul’dan şehir hala bir Türk şehriymiş gibi söz ediyordu. Kendisine çok yanıldığını, Fatih’in beş yüz yıl önce İstanbul’u fethettiği gibi, biz de şimdi şimdi şehri fethetmezsek, şehrin bir Türk şehri sayılamayacağını söyledim. İşin gerçeği bundan ibaretti.

 

Adı çıkacağına canı çıksın derler. Adım çıktı diye canım niye çıksın?.. Hele şu adımla canımı çıkartanlara bakında bir! Canımın onların çıkartacağı adımla ne ilgisi var? Ben kendi hayatımı yaşarken, isteyen adımla kalır. Benim hayatım kendi beynimin içinde ve başımda yaşıyor, hayatım başkasının beyninde ve o beynin benimle ilgili anlayışında yaşamıyor ki, bana hakaret edenlere, namusuma saldıranlara hemen öfkelenmem gereksin. Ama zorla değil ya hiç öfkelenmiyordum, alışılan öfkelenmektir, diye öfke taslamak zahmetine de katlanamıyordum. Ben neysem oyum, ne övünmekle yükselir, ne yerinmekle alçalırım.

 

Afrika'da kara Afrikalılar bir yabancıya rasgelince, onun ne olduğunu, kim ve nereli olduğunu sormazlar, sadece, 'Siz nasıl dans eder ve türkü söylersiniz?' diye sorarlarmış. Onlarca bu sorunun cevabı, yabancı hakkında bilinmesi önemli olan her şeyi açıklarmış.

 

 

Şu toprak ne tuhaf şeydir, bir çuval dolusu alıyordun, şimdi bir çuval dolusu portakal, biraz sonra bir çuval dolusu türkü, bir çuval dolusu yumuşak kürk, bir çuval dolusu ışık, birdenbire bir çuval dolusu sevdiğin canın canın insan olur da, ona harıl harıl gönül verir, derken yine aslına döner çakılı çepeliyle bir çuval dolusu toprak olurdu. Başka zamanda yine iki insan olur, birbirine iki gönül olur.

 

Bir insan alkışlandığına veya kötülendiğine göre sevilecekse, dünyada insanlar arasında insanca sevgi kalmaz.

 

Hayat, bir yerde değil insanda olur. Yaşamak, gönlü de dünyayı da aşar taşarcasına hayatla doldurmak demektir.

 

İnsanoğlunun yediği ışık; beyinde icat, keşif ve sanatlar kılığında parlar. İşte bu nedenle, her dilde beyni ışık salana 'aydın' derler.

 

 

Diğer alıntılarımız <<<


İçeriği beğendiysen paylaş, çünkü paylaşmak güzeldir :)

İçeriği beğendiysen paylaş, çünkü paylaşmak güzeldir :)

admin-profile/can-ucar.jpg
Can UÇAR

ListeKitap Editörü


Siz de ListeKitap ta kendi içeriklerinizi yayınlayabilir
ve bir yazar profiline sahip olabilirsiniz. İletişim: yazar@listekitap.com

admin-profile/can-ucar.jpg
Can UÇAR

ListeKitap Editörü


Siz de ListeKitap ta kendi içeriklerinizi yayınlayabilir
ve bir yazar profiline sahip olabilirsiniz. iletişim: yazar@listekitap.com

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapın. Üye değilseniz Kayıt Olun
13/10/2016 16:57
her dilde beyni ışık salana aydın derler!!!! :)

Adorno'dan Kültür ve Yaşama Dair 10 Söz

6.821 kez okundu 19 Ocak 2017

Garip Ay'dan Ebru Sanatıyla Su Üstüne Sûretler

6.658 kez okundu 23 Haziran 2016

Türk Edebiyatı'na Damga Vuran 20 Büyük Eser

5.092 kez okundu 05 Haziran 2015

İyi Bir Youtuber Olmak İsteyenlere 10 Tavsiye

4.361 kez okundu 08 Ağustos 2016

Dünyanın En İhtişamlı Kütüphaneleri

5.757 kez okundu 12 Haziran 2015

Unutulmayacak Kitaplardan, İz Bırakan Sözler

4.797 kez okundu 02 Ocak 2015

Kadınların Mutlaka Okuması Gereken 10 Kitap

31.833 kez okundu 26 Ekim 2016

102 Ödüllük Kısa Film

14.764 kez okundu 20 Temmuz 2015

Eski Sevgilinizi 6 Adımda Unutun

5.432 kez okundu 17 Eylül 2015


Bizi sosyal medyada takip edin

Arkadaşına Gönder

kalan süre
45% Complete
59 Dk