Yazarlar
+ Yazar ol
+ Reklam ver
Türkiye'nin ilk ve tek sosyal içerikli kitap sitesi





Yeni Başlayanlar İçin Beat Kuşağı

20 Mart 2017 10:15

Beat Kuşağı’nın felsefi açıdan özünü varoluşçulukta bulmaktayız. Dostoyevski, Nietzsche, Kafka, Heidegger, Sartre, Camus gibi isimler düşünsel alanda bu fikirleri ilk işleyenler oldular. 20. yüzyılın dinmek bilmeyen bunalımları ve iki dünya savaşı, adı koyulamayan bir şeyin ortaya çıkmasına neden olmuştu. “Yabancılaşma”, “özgürleşme” ve “bulantı” gibi sözcüklerle tanımlanabilecek bu şey, Beat Kuşağı’nda sonsuz “yaşam coşkusu” olarak vücut bulacaktı.

 

BEAT KUŞAĞI NEDİR?

“Beat Kuşağı” genel olarak Jack Kerouac, Allen Ginsberg ve William Burroughs merkezinde olmak üzere edebiyatla ilgilenen ve Amerika’nın dört bir yanında geniş arkadaş grupları oluşturarak sınır deneyime çok farklı araçlarla yaklaşan topluluğu tanımlamak için kullanılır. Bu süreçte özellikle bir grup oluşturma amacının olmadığı ve burada oluşan karmaşık ilişkilerin yolda, kendiliğinden oluştuğu görülür. 1940’larda, New York’taki Columbia Üniversitesi’nde bir edebi toplulukta tanışan bir grup öğrenci, Büyük Bunalım sonrası demiryollarına kendini vuran hobolar gibi amaçsızca otostopla Amerika’yı dolaşmaya başladılar. Gittikleri her eyalette yeni insanlarla tanıştılar ve adı henüz konulmasa da sisteme, geleneğe ve alışıldık yaşam biçimlerine muhalif bir kitle oluşmaya başladı. New York City merkez olmak üzere, Denver ve San Francisco‘da toplandılar.

 

EDEBİYAT

Beat Kuşağı’nın sanatta hiçbir akıma doğrudan bağlanmadığı görülebilir. Sanatsal üretim teknikleri olarak, popüler biçimleri kullanmazlar. Beat romanlarının ortaya çıkar çıkmaz büyük tepkiyle karşılanıp sansürlenmesi, uyandırdıkları dehşetten kaynaklanmıştır. Beat Kuşağı yazarlarının ve şairlerinin ilk eserleri, alışılmadık üsluplarından ve içeriklerinden ötürü sansürlendiler. 1950’li yıllarda bu nedenle onlarca dava açıldı, birçok eser ancak büyük oranda sansürlendikten sonra yayımlanabildi. 1960’lara girilirken Beat Hareketi, Amerika’da yeraltı gençliğinin en büyük ilham kaynağı olmuş ve müzikten sinemaya, şiirden romana her alanda etkisini göstermeye başlamıştı.  60’ların öne çıkan müzisyenleri Beat Kuşağı’ndan ciddi anlamda etkilendiler. The Doors, Bob Dylan, the Rolling Stones, the Beatles, Pink Floyd gibi gruplar yaptıkları deneysel çalışmalarla Beat Kuşağı’nın gelenek yıkıcı-muhalif karakterinin müzikteki temsilcileri oldular. Mülkiyetsizlik-aidiyetsizlik gibi değerleri merkezine koyan Hippiler doğrudan Beat Kuşağı’nın derin etkisi altındaydılar. Amerika ve Avrupa’daki 68 hareketleri de eylem pratiğinde Beat Kuşağı’nın tavrına yakın bir duruş sergilemektedir. 60’lı yılların iyimserliği, coşkusu ve deneyselliği yerini 80’lerde sanat da dahil olmak üzere her şeyin mekanikleştirilmeye çalışıldığı, gerici bir döneme bıraktı. Bu değişim, Beat Kuşağı’nın pratikte sonu olacaktı.

 

60’LI YILLAR

60’ların Londra’sı, underground kültürün başkentiydi, burada oluşturulan kültürün New York’taki Beat çılgınlığıyla birleşmesi dünyayı değiştirdi. Bu kuşaktaki arayışın merkezinde ilk insandan bu yana nesilden nesile aktarılan trajediler, öyküler, acılar, travmalar vardır. Yol insanlığın “kolektif bilinçaltı“dır. Londra’daki müziksel uyanışın Amerika üzerinden yayılarak dünyayı değiştirmesi, Beatlerin San Francisco, Denver, NYC’deki etkilerine benzer. Onlar siyasi partiler, kuramlar ve ideolojiler silinirken, yaşam coşkusunun ölmez bir ateş olarak kuşaklar boyunca yanacağını fark etmişlerdi.

 

60’lı yıllar, Beat Kuşağı’nın yazınsal ve düşünsel açıdan dolaylı yoldan büyük etkisi üzerinden okunabilir.  Dönemin en büyük müzik grubunun adının the Beatles olması da bu anlamda tesadüf değildir. Çünkü 60′lar yaşamın yeni ritminin(beat(ing.):vuruş-tempo) keşfiydi. Cinsellikte, edebiyatta ve müzikte… Beat Kuşağı’nın bilimsel özü olan Wilhelm Reich ve felsefi özü olan Zen Budizmi the Beatles başta olmak üzere dönemin müzik grupları üzerinde büyük etkiye sahipti. Yaşam tarzı olarak the Beatles üyeleri bir açıdan Hippilere de yakındılar. “Hippilerin ve Beatniklerin kralı” olarak nitelenen isim ise Jack Kerouac’tır.

 

60’lı yılların ikinci yarısıyla birlikte, on binlerce Amerikalı ve Avrupalı genç Doğu’ya doğru yola çıktılar(Roger Waters da 17 yaşında bu yolculuğa çıkmıştır.). Nihai hedef mistisizmin merkezi olan Hindistan’dı. Bu çok uzun ve derin gizemlerle örülü rotada gerçekleştirilen yolculuk, Beatlerin 40’larda ve 50’lerde yaptıkları yolculukların bir anlamda kitlesel olarak yeni bir rota üzerinden yenilenmesiydi. Ortaya çıkan manzara sıra dışıydı. Arayışın peşinde mistisizme, Zen’e ve aydınlanmaya doğru akın akın giden yüz binlerce genç… Bu parkurun büyük kısmı otostop yolculuklarıyla ve ortak olarak ayarlanan minibüslerle ve arabalarla tamamlanacaktı.

 

BEAT KUŞAĞI ve YOL

Beat Kuşağı yazarları ve şairleri, alışıldık edebiyatçıların ötesinde bir kişiliğe sahiptiler. Onlar için edebiyat hareket halindeyken, yolda üretilen bir şeydi. İçlerinde bazıları(mesela Neal Cassady) ise bir şeyler yazmak yerine hayatlarını romanlara yaklaştırmayı tercih ettiler. Bir Beat gibi yaşayan Jim Morrison da 27’sine dek yapılabilecek her türlü çılgınlığı yaparak ölümü kucaklamayı seçmişti. Peki “Yol” neden Beat Kuşağı için böylesine kutsal bir anlam kazanmıştır? Bunun birkaç nedeni var. Yol, sonu gelmeyen arayışın simgesidir ve Beat Kuşağı’nın felsefi özü olan Zen, dinamik meditasyon yöntemleriyle bu anlamı bulma üzerine kuruludur. Oysa anlam bir hedef olamaz. Anlam arayışın kendisindedir. Bu coşku onları Kuzey Afrika’ya, Viyana’ya, İstanbul’a, Uzakdoğu’ya, Paris’e ve dünyanın en uç köşelerine dek götürdü.

 

FİLM ÖNERİLERİ

Doğrudan Beat Kuşağı’nı anlatan On the Road, Naked Lunch, Howl, Big Sur gibi filmlerin yanında o döneme dair çok sayıda kült film bulunmaktadır. Fear and Loathing in Las Vegas, Easy Rider, Ask the Dust, Midnight Cowboy, American Graffiti, Das Wilde Leben, After Hours, The Dreamers Beat Deneyimi’ni merkezine koyan filmler arasındadır.

 

KİTAP ÖNERİLERİ

Beat Kuşağı’nın felsefi, bilimsel ve edebi açıdan etkilerini anlamlandırabilmek için Kerouac, Burroughs ve Ginsberg’ün eserleri ile birlikte Wilhelm Reich’tan “Dinle Küçük Adam”, Nietzche’den “Böyle Buyurdu Zerdüşt”, Kafka’dan “Mavi Oktav Defterleri” ve kısa öyküler-notlar, Jack London’dan “Demiryolu Serserileri”, John Fante’den “Toza Sor”, Sartre’ın “Bulantı”sı ve Celine’den “Gecenin Sonuna Yolculuk” incelenebilir. Ülkemiz edebiyatından Kinyas ve Kayra, Tutunamayanlar, Tehlikeli Oyunlar ve Yeni Hayat’ta da bu etkileri görmek mümkündür.

 

kaynak:beatkusagi.com


İçeriği beğendiysen paylaş, çünkü paylaşmak güzeldir :)

İçeriği beğendiysen paylaş, çünkü paylaşmak güzeldir :)

admin-profile/gokceturkkan.jpg
Gökçe Türkkan

ListeKitap Editörü


Siz de ListeKitap ta kendi içeriklerinizi yayınlayabilir
ve bir yazar profiline sahip olabilirsiniz. İletişim: yazar@listekitap.com

admin-profile/gokceturkkan.jpg
Gökçe Türkkan

ListeKitap Editörü


Siz de ListeKitap ta kendi içeriklerinizi yayınlayabilir
ve bir yazar profiline sahip olabilirsiniz. iletişim: yazar@listekitap.com

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapın. Üye değilseniz Kayıt Olun

Yazarlardan ayrılık mektupları!

9.174 kez okundu 13 Nisan 2016

Okumadığınıza Pişman Olacağınız 10 Kitap

14.004 kez okundu 29 Eylül 2016

10 Örnekle İyinin ve Kötünün Romanları

12.910 kez okundu 17 Eylül 2016

Fantastik Dünyalarda Geçen 10 Hayalperest Film

37.778 kez okundu 22 Ocak 2017

Sevgiliye Hediye Edilecek En Güzel 10 Kitap

18.732 kez okundu 20 Ağustos 2015

Kütüphanenizde Bulunması Gereken 8 Türk Yazar

4.419 kez okundu 26 Mayıs 2015

Kitapların Karikatür Hali

4.445 kez okundu 10 Temmuz 2015

Kitap Kurtlarının Hastası Olacağı 11 Dövme

21.154 kez okundu 18 Ağustos 2015

Sevgi Üzerine 12 Anlam Dolu Söz

4.019 kez okundu 29 Aralık 2016


Bizi sosyal medyada takip edin

Arkadaşına Gönder

kalan süre
45% Complete
59 Dk