Yazarlar
+ Yazar ol
+ Reklam ver
Türkiye'nin ilk ve tek sosyal içerikli kitap sitesi





Lev Nikolayeviç Tolstoy Hakkında Az Bilinen Detaylar

10 Haziran 2016 16:04

1826-1910 yılları arasında yaşayan ve yaşadığı süre boyunca dünya edebiyatına birçok güzel eser bırakan Tolstoy'un hayatı hakkında pek de fazla bilinmeyen bazı şeyler.

1 - sanırım her şeyden önce, tolstoy'un kont yani prens olduğunu ve ailesinin de rusya'nın en köklü ailelerinden biri olduğunu hatırlamalı. ama hakkında asıl az bilinen şey, tolstoy'un cengiz han soyundan geldiğine dair bilgidir.

2 - küçükken o kadar çirkinmiş ki, annesi ona sık sık "kimse seni güzelliğin için sevmeyecek. onun için cesur, iyi ve zeki bir insan olmaya çalış" dermiş.

3 - sonraki yıllarda kendisi de çirkin olduğunun farkına iyice varınca, "bu kadar çirkin birinin bu dünyada mutlu olmasına imkan yok" demiş ve akabinde bu çirkinliğini günümüzde moda haline getirilen uzun ve şekilli sakallarıyla örtmeye çalışmıştır. 

4 - o kadar güçlü ve enerjik bir bedeni varmış ki, 60 küsür yaşında iken bile buzlu sularda yüzermiş.

5 - 67 yaşında bisiklete binme dersleri almış. 

6 - 70 yaşında bu koca sakallı dev yazar buz patenine başlamış.

7 - 70'li yaşların ortalarına kadar cinsel gücünü korumuş. 

8 - 80 yaşında hala sabah sporu yapıyormuş.

9 - 82 yaşında karısı ve 13 çocuğunu bırakıp evden kaçmış. hem de atla. 

10 - en çok korktuğu şeylerin başında müzik geliyormuş. herhangi bir piyano sesi falan duyduğunda ürküyormuş. hatta bir defasında "bu müzik benden ne istiyor anlamıyorum" demiş. o halde adama sorarlar; madem müzikten bu kadar korkuyorsun, o halde wagner gibi müzik tarihinin en ürkütücü bestelerini yapan adamla niye buluştun? korkunla yüzleşmek mi istedin? 

11 - korktuğu bir diğer şey de kadınlar imiş. müziğin ve kadınların onda şehvet duygusu uyandırmasından dolayı korkuyormuş. hatta kadınlara karşı kin tutuyormuş. çünkü uyandırdıkları şehvet duygusu nedeniyle kadınların erkeklerdeki cesaret, akıl ve adalet özelliklerini körelttiğini düşünüyormuş. 

12 - kadınlardan sakındığı şehvet duygusunu bastıran aslında av tutkusu imiş! tolstoy azılı bir avcıymış ve hatta bu avcılığı katliam boyutunda imiş. nitekim bir gün bir av sırasında, tek sopa darbesiyle kurdun birinin başını paramparça eder ve yıllar sonra bir itirafta bulunur: "can çekişen hayvanın yaşadığı acıyı seyrederken inanılmaz bir şehvet duygusuna kapılıyordum". 

13 - tolstoy tam bir teknoloji karşıtıymış. hatta oğlunun anılarına göre tolstoy, döneminin en önemli bilim adamları olan darwin ve mendeleyev'in çalışmalarını sürekli küçümsemiş. 

14 - hayatı boyunca üzerinde en çok düşündüğü şey ne din, ne kadınlar ne de edebiyat imiş! onu en çok düşündüren şey "ölüm" imiş. nitekim günlüklerinin her notu üç gizemli harf "s.j.v" ile başlarmış. "s.j.v." yani "si je vis", yani "eğer yaşarsam" ... 

15 - tıpkı diğer büyük rus yazarlarında olduğu gibi (dostoyevski, puşkin) tolstoy'un da türklerle karşılaşması kaçınılmazdı. ünlü silistre savunması'nda rus ordusunda tolstoy da bulunmaktaydı. tabii türklerin karşı cephesinde. neyse ki atalarımızın kurşunu ustayı ıskalamış. zaten cervantes'i de inebahtı'da sakatlamıştık. bunu da öldürseydik edebiyat tarihini en çok etkileyen millet olabilirdik. ama tersten.

16 - dönemin bir diğer büyük rus yazarı turgenyev ile arasının bozuştuğu bir dönemde onu düelloya davet etmiş. bu düellonun sonu malumdur; iki efsane yazardan biri ölecektir. ama tolstoy ve dostoyevski'nin aksine daha sağlıklı düşünce yapısına sahip olan turgenyev, bu çılgın teklifi elbette reddetmiş. zaten yaklaşık 17 yıl sonra bu küslük son bulacak ve iki efsane yazar yeniden dost olacaktır.

17 - yapıtları içerisinde en çok övündü şey ne anna karenina ne de savaş ve barış imiş; en çok gurur duyduğu eseri, dört yıl boyunca süren uğraşları neticesinde halk için oluşturduğu alfabeymiş.

18 - başyapıtı olan anna karenina'yı yazarken aşırı sıkılmaya başlamış. hatta yarım bırakacak gibi olmuş. "sanat yalandır; bense artık güzel bir yalanı bile sevemiyorum" demiş.

19 - tam da en büyük rakibi ve çağdaşı koyu ortadoks dostoyevski'nin öldüğü yıl (1881), ortadoks kilisesi'ni "çıkar düşkünlüğü, yalancılık ve saçmalıkla" suçlar ve doğduğu yer olan yasnaya poliana köyüne yerleşir. 42 odalı dev malikanesini bırakarak tek odalı bir barakada yaşamaya başlar. köylüler gibi giyinir. içki, sigara, cinsel hayat ve avcılık gibi tüm tutkularından sıyrılır. yaşına başına aldırmadan tarla sürer. bu yıllardaki mottosu "tüm kötülüklerin kaynağı mal mülktür" imiş. (bkz: her şeyi bırakıp gitme isteği)

20 - tolstoy belki ortadoks kilisesini sert bir biçimde eleştiriyordu ama tüm dinlere de saygı gösteren biriymiş. özellikle müslümanların ve hinduların büyük sevgisini kazanmış. hatta gandi bile ona mektuplar yazmış. kilise onu aforoz ettiğinde tüm dünyada milyonlar ona destek yürüyüşleri yapmış. ama tolstoy'un müslüman olduğuna dair iddialar asparagastan öte değil.

21- 1891-1892 yılları arasında süren rus kıtlığı döneminde halk açlıkla boğuşur. bu sıralarda, ufak bir köyde ve sıradan bir köylü gibi yaşamasına rağmen ülkenin halen önde gelen zenginlerden olan tolstoy, tam 187 aş evi kurarak elinden gelen tüm özveriyi göstermiştir. çocuklar için bakımevleri ve ucuz ekmek için fırınlar kurmuş. tabi bu bol keseden dağıtma neticesinde karısıyla arası da bozulmuş.

22 - tolstoy belki karısının değil ama halkın gözünde peygamber seviyesinde saygı ve sevgi görüyormuş. hatta rus çarları, halkın ve tüm dünyanın ona olan sevgisinden korktuğu için onu asla cezalandıramamış. tolstoy'un döneminde gördüğü ilgi ve saygıyı, sadece edebiyat değil, dünya tarihinde hiç kimsenin görmediği söylenir. hatta ciddi ciddi ona peygamber muamelesi yapan ve tolstoyism ya da tolstoyan movement adını verdikleri inanca sahip önemli bir kitle varmış. yasnaya poliana'daki evini hac yerine çevirmişler.

23 - daha önce 82 yaşındayken evden, karısından ve 13 (yazıyla on üç) çocuğundan kaçtığını belirtmiştik. bunun hikayesi de oldukça enteresan. takdir edersiniz ki, dünyanın yaşayan en büyük yazarının evden kaçması basın, kilise, çar ve sevenleri için inanılmaz bir haberdi. bu haberin büyüklüğünü vurgulamak için günümüzden örnek vermek istiyorum ama bu sanki imkansız gibi. zira an itibariyle yaşayan yedi küsür milyar insan içerisinde tolstoy seviyesinde saygı gören herhangi biri yok! neyse işte, tolstoy küçük kızıyla birlikte kaçarken bir istasyonda hastalanır ve yatağa düşer. istasyonda bu kişinin tolstoy olduğu hemen anlaşılır ve bir anda tüm dünya basını istasyona akın eder. zaten günlerdir aniden ortalardan kaybolması ve nerelerde olabileceği üzerine tartışmalar sayfa sayfa haber edilmiştir bile. ve işte bu 82'lik çılgın dev, sonunda küçük bir istasyonda bulunmuştur. tabi fırsattan istifade eden sadece dünya basını değildir. daha önceleri onu aforoz eden kilise de ona ölmeden ulaşıp hasta yatağında ortadoksluğa yeniden davet ederek prestij kazanma peşindedir. bunun için önemli bir temsilciyi istasyona gönderir. tabi kilise prestij kovalarken yandaşı ve aynı zamanda rakibi olan çar ve hükümet boş durur mu, onlar da hemen rütbeli birini yollamışlar. aslında en büyük korkuları, bir ayaklanmadır. evet, tolstoy'un ölümü halk ve özellikle köylüler arasında çar'a karşı ayaklanmaya sebep olabilecek kadar önemli bir olay olabilirdi. nitekim lenin ve gorki'ye göre, tolstoy rus devrimini hazırlayanların başında geliyordu. tabi tüm bu çıkarcıların dışında, sevenleri de istasyona akın etmişti. 82 yaşında olmasına rağmen evden kaçmasına sebep olabilecek kadar soğuduğu karısı, çocukları, dönemin önde gelen yazarları ve elbette binlerce hayranı da istasyona gelmişti bile. polis istasyonun çevresine güvenlik kordonu oluşturmuştu. tolstoy'un başucunda dini temsilci, çar ve hükümet temsilcisi, ailesi ve aydınlar vardı. ama tolstoy bu aşırı ilgiden memnun değildi. nitekim hasta yatağında ateşler içerisinde kıvranırken kalabalığa dönerek "dünyada milyonlarca aç varken neden buradasınız" diye bir soru yöneltti. sonrasında kilise ve çar temsilcisinin tüm önerilerini reddeti. son yıllarını köyde ve köylülerle geçirmiş olan dünyanın o dönemde en saygı duyulan insanı kont (prens) tolstoy'un hasta yatağındaki son cümlesi "peki ya köylüler? köylüler nasıl ölür?" oldu.

24 - tolstoy dünyanın gelmiş geçmiş en iyi yazarı mıdır, orası tartışılır. ama kesin olan bir şey var; dünya tarihinde hiç kimse yaşadığı dönemde böylesi evrensel derecede saygı görmemiştir. ne taçsız kral pele, ne nadya komanaçi ne de fenerbahçeli cemil!


İçeriği beğendiysen paylaş, çünkü paylaşmak güzeldir :)

İçeriği beğendiysen paylaş, çünkü paylaşmak güzeldir :)

ListeKitap Editörü


Siz de ListeKitap ta kendi içeriklerinizi yayınlayabilir
ve bir yazar profiline sahip olabilirsiniz. İletişim: yazar@listekitap.com

ListeKitap Editörü


Siz de ListeKitap ta kendi içeriklerinizi yayınlayabilir
ve bir yazar profiline sahip olabilirsiniz. iletişim: yazar@listekitap.com

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapın. Üye değilseniz Kayıt Olun

Öykü Gazetesi Yayın Hayatına Başladı!

4.835 kez okundu 05 Ekim 2016

Günlük Objelerle Yapılan 11 Yaratıcı Kitaplık

8.789 kez okundu 29 Aralık 2014

Moral Bozukluğuna İyi Gelecek Öneriler

16.745 kez okundu 25 Aralık 2015

Yüzüklerin Efendisi’nin Bilinmeyenleri

29.519 kez okundu 21 Ekim 2015

IMDB'ye Göre En İyİ 10 Korku Filmi

19.997 kez okundu 12 Kasım 2015

2015 Yılının En İyi Kitapları Seçildi!

4.443 kez okundu 02 Aralık 2015

Ders Niteliğinde 5 Muhteşem Anime

20.563 kez okundu 09 Ekim 2016

İnsan Kendini Nasıl Değiştirir?

8.727 kez okundu 11 Aralık 2015

Düşlerde Yaşayan J.M.Barrie'nin Film Olan 5 Eseri

5.361 kez okundu 26 Aralık 2016

Sait Faik: Aşk Üzerine

8.258 kez okundu 13 Haziran 2016


Bizi sosyal medyada takip edin

Arkadaşına Gönder

kalan süre
45% Complete
59 Dk