Yazarlar
+ Yazar ol
+ Reklam ver
Türkiye'nin ilk ve tek sosyal içerikli kitap sitesi





İngiltere’de Veliler İlkokuldaki Testleri Boykot Etmek İçin Çocuklarını Okula Göndermiyor

20 Mayıs 2016 11:44

Gerekçe bağlacının ne olduğunu biliyor musunuz? Ben bir gazeteciyim ve bunun ne olduğuna dair hiçbir fikrim yok, ayrıca bügüne kadar bilmeye de hiç ihtiyaç duymadım. Ancak yedi yaşındaki kızımdan ve oğlumdan, ödevlerinden birinde bunun ne olduğunu anlatmaları bekleniyor.

Eğitimin geldiği son nokta bu. Tahminlerime göre 1950′lerdeki haline oldukça benziyor. Ve daha da kötüleşeceğinden korkma konusunda hiç de yalnız değilim. İşte bu yüzden, pek çok diğer çocuk gibi Salı günü çocuklarımı okula göndermiyorum.

Bu hiçbir ailenin kolayca vereceği bir karar değil. Özellikle de öğrenmenin önemine güçlü bir şekilde inanların. Ancak bu, çocuklara aşırı baskı yapan, onları kısıtlı ve keyifsiz bir müfredata maruz bırakan, ebeveynlerin demokratik haklarını susturan ve nihayetinde her okulu bir akademi olmaya zorlayan, devlet okullarını özel ve demokratik olarak güvenilmeyen ellere, daha doğrusu “ceplere” teslim eden bir hükümet programına karşı bir protesto eylemidir.

Öğretmenler zaten olanlardan dolayı dehşete düşmüş durumda ve onlar da kendi savaşlarını veriyor. Tabii hükümetin bürokratik “taklalarından” bitkin düşmedikleri zamanlarda. Çoğu, çocukların gerçekten ilgisini çeken konuları, gerekçe bağlaçlarının ve aşırı sıkıcı müfredatın geri kalanının bir yerlerine sıkıştırmak için elinden gelenin en iyisini yapıyor.

Çocuklar da yapmaları gerekenler yüzünden aşırı stres altında. Yedi yaşındaki çocuklarım, İngiltere’deki tüm yaşıtları gibi, iki hafta sonra standart değerlendirme testlerine (SAT) girecekler. Bir hafta boyunca sürecek olan bu sınavlarda, gramer, yazım, noktalama ve el yazısı gibi şeylere öncelik veriliyor.

Daha “aydınlanmış” ülkelerdeki çocukların okula bile başlamadıkları bir yaşta, bizim çocuklarımız “ıvır zıvır” bilgiler üzerinden akademik olarak başarılı ya da başarısız olarak tanımlanıyor.

Üstüne üstlük 11 yaşındaki kızım da bu yıl çok daha zorlaştırılmış olan SAT testlerine girecek. Büyük kızım, ilkokul eğitiminin dönüştüğü test çarkının diğer ucundan çıkacak. Okuryazarlıkta da aritmetikte de artık tek önemli olan şey bu. Eğer çocuğunuz sanatta ya da müzikte ya da dansta ya da bilimde ya da şiirde ya da coğrafyada ya da tarihte ya da gerici eğitim dogmalarını eleştirmede başarılıysa, işi zor. Çünkü bunların hiçbir önemi yok. Bu yaklaşımın akla yatkın olduğunu kanıtlayan herhangi bir bilimsel bulgu varsa, benim onu henüz görmediğim kesin.

Neden ebeveynler de seslerini duyurmasınlar ki? Çocukları etkilenenler bizleriz. Ayrıca onları gayet itaatkar bir şekilde bu duruma maruz bırakanlar da bizleriz. Ayrıca karşı olduğumuz eğitim sisteminin önemli bir kısmının parasını ödeyenler de bizleriz. Bütün eğitim sistemindeki en geniş topluluk biziz, ama yine de kendimizi hiçbir şey yapamayacak kadar güçsüz hissediyoruz. Bağlaçlarla gerekçeler uydurmamalıyız!

Geçtiğimiz hafta Londra’daki Eğitimi Savunan Ebeveynler girişiminin toplantısına katıldım. Konunun ne olduğu isminden de belli sanırım. “Okullarımız hükümete ait değildir” diyorlar kuruluş beyanlarında. “Okullar çocuklarımıza, topluma, ebeveynlere, öğretmenlere ve çalışanlara ve gelecek nesillere aittir.” Bu girişimin toplantısında, Michael Rosen, hükümetin geniş programının noktalarını tek tek birleştirip büyük resmi ortaya koyduktan sonra zorunlu akademik eğitimden geçmiş olan herkes kendi “korkunç” hikayelerini paylaştı.

Bırakın Çocuklarımız Çocuk Olsun isimli grup tarafından başlatılan ve herkese önerilen “boykot” ya da “öğrenci grevi” gibi fikirleri ilk kez bu toplantıda duydum. Çok az insanın bu kampanyadan haberi vardı. Bizim okulda kimse bilmiyordu mesela. Konuyu çocuklarımın öğretmenine açtığımda soğuk bir tepki bekliyordum. Ama daha çok, rahat bir nefes almak gibiydi tepkisi. Okullar ve öğretmenler, ebeveynlerin yanlarında olmasına ihtiyaç duyuyor. Ebeveynler onların söyleyemediklerini söyleyebilir ve yapamadıkları şeyleri yapabilirler.

Ertesi günkü veli toplantısında aldığımız tepki inanılmaz derecede pozitif oldu. Onlarca ebeveyn olarak çocuklarımızı test günü okula göndermeme kararı aldık. O gün parkta bir araya gelip resim yapma, böcekleri gözlemleme gibi şeyler yapacağımız “eğlenceli öğrenme” günü geçirmeyi planladık.

Gayet anlaşılır bir şekilde bazı velilerin her ikisi de çalıştığı için bize katılmaları mümkün olmuyor. Ancak velilerin bazıları, ironik bir şekilde, eğer çocuklarını okula göndermezlerse SAT testlerine hazırlanamayacaklarını düşünüyor. Çok az bir bölümü de bunun çocuklarını “politize” etmek olduğunu düşünüyor. Ama yine de boykota katılmayan bütün veliler, eyleme destek vermek için imza kampanyasına kesinlikle katılacaklarını söylüyorlar. Yani hepimiz bu işin içindeyiz aslında.

Boykottan satır başları:

  • İlkokul testlerini boykot etmeye çağrı amacıyla başlatılan imza kampanyasına 40,000′den fazla veli destek verdi.
  • Eğitim Bakanı Nicky Morgan protestoların ardından “Çocukları bir gün bile okula göndermemek eğitimlerine zarar verir” açıklaması yaptı.
  • Ödüllü çocuk kitapları çizeri Chris Riddell da dahil yaklaşık 500 kişi, Brighton’daki Preston Parkında protesto için toplandı. Riddell, “Çocuklarımızı test kültürüne bağımlı değil kitaplardan zevk almayı bilen insanlar haline getirmeliyiz” açıklaması yaptı.
  • Veliler topladıkları imzaları Londra’daki Eğitim Bakanlığı Genel Merkezi’ne iletti.
  • 40,000 imzayla bakanlığa iletilen mektupta, “Okullar ‘sınav fabrikaları’na dönüştü. Test, küçük çocuklarımız için büyük bir stres kaynağıdır ve kendilerini başarısız ve mağlup hissetmelerini sağlar” açıklamasına yer verildi.
  • Eğitimde Standartlar Ofisi Başkanı Michael Wilshaw, bu görüşleri reddederek çocukların erken yaşlarda geri kalmamasını garanti altına almak istediklerini iddia etti. “Hükümetin, öğrencileri değerlendirme sürecini zorlaştırma hakkı vardır. Bu testlere karşı çıkanlar, İngiltere’nin OECD eğitim sıralamalarında ortalarda yer almasını da dikkate almalıdır.”
  • Ulusal Öğretmenler Birliği Başkanı, Russell Hobby ise şu açıklamayı yaptı: “Sanırım öğretmenlik mesleği ile hükümet arasındaki uçurum hiç bu kadar büyük olmamıştı. Testlerle ilgili inanılmaz fazla hata ve karmaşa var.”

 

kaynak


İçeriği beğendiysen paylaş, çünkü paylaşmak güzeldir :)

İçeriği beğendiysen paylaş, çünkü paylaşmak güzeldir :)

admin-profile/can-ucar.jpg
Can UÇAR

ListeKitap Editörü


Siz de ListeKitap ta kendi içeriklerinizi yayınlayabilir
ve bir yazar profiline sahip olabilirsiniz. İletişim: yazar@listekitap.com

admin-profile/can-ucar.jpg
Can UÇAR

ListeKitap Editörü


Siz de ListeKitap ta kendi içeriklerinizi yayınlayabilir
ve bir yazar profiline sahip olabilirsiniz. iletişim: yazar@listekitap.com

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapın. Üye değilseniz Kayıt Olun

Ataol Behramoğlu'ndan En Güzel 33 Alıntı

12.934 kez okundu 30 Aralık 2016

Nikola Tesla’dan Sevgilerimle

4.675 kez okundu 07 Aralık 2015

Bir Darbe Dönemi Filmi 'Colonia'

11.167 kez okundu 02 Ağustos 2016

Adına Lavinia Denmiş Bir Aşk: Mevhibe Beyat

11.674 kez okundu 12 Temmuz 2015

Ünlü Nörolog Oliver Sacks'ın İlginç 5 Vakası

6.361 kez okundu 26 Ağustos 2016

Son 5 Yılın En İyi 20 Sinema Filmi

54.599 kez okundu 20 Eylül 2016

Filmlerde Tarihin En İkonik 20 Kadını

19.643 kez okundu 30 Ekim 2015


Bizi sosyal medyada takip edin

Arkadaşına Gönder

kalan süre
45% Complete
59 Dk