Yazarlar
+ Yazar ol
+ Reklam ver
Türkiye'nin ilk ve tek sosyal içerikli kitap sitesi





Goethe'nin Türklük ve İslamiyet Üzerine Çarpıcı Hikayesi

10 Mart 2017 14:34

 

“Bir tek Allah’a inanç, daima ruhu yüceltici bir etkiye sahiptir; çünkü bu, insanı kendi iç birliğine götürmektedir.” (Goethe Doğu ve Batı Divanı, Notlar ve Tetkikler)

 

Goethe, 1809 yılında Arapça ve İran dili öğrenmeye başlamış ve aynı zamanda Kuran-ı Kerim’i defalarca hatmetmiştir. Aslına bakarsanız bu olay Goethe’nin bundan sonraki yaşamına bambaşka kapılar aralamış ve hakikate daha da yaklaşan bir gözlükle yaşamı seyretmiş, içinde uyanan yaratma hissinin sınırsızlığını keşfetmiş olmalı ki bunu daima şeffaflık ile kalemine yansıtmayı başarmıştır.

 

Doğunun mistik eserlerine olan ilgisi günden güne artmış ve İslamiyetin içine daldıkça özellikle İranlı Şair Hafız-ı  Şirazi Divanı’ndan çok etkilenmiş, “Doğu Batı Divanı” adlı eserini kaleme almıştır. Tam olarak 12 ciltten oluşan bu eserinde Goethe, Hafız-ı Şirazi’nin dışında Ebussuud, Feridüddin Attar, Hz. Mevlana, Firdevsi, Enveri gibi isimlerden de övgü ile bahsetmiştir. Fakat onun asıl adeta tutulma yaşadığı isim ise İslam peygamberi olan  Hz. Muhammed‘tir.

 

İslamın tüm kainatı birleyen Tevhid inancına olan akli yatkınlığı ile Hz. Muhammed’in yaşamını okudukça hayranlığını gizleyemeyen Goethe Kuran-ı Kerim ile nasıl tanıştı?

Goethe; bütün halkları sevmeyi, onların sesine ve ihtiyaçlarına kulak vermeyi, bütün yer yuvarlağını kapsayacak kadar sevgiye sahip olan Alman filozof Johann Gottfried Herder’den öğrenmişti.

Goethe’yi İslam’la buluşturduğu belirtilen Herder ile arasında geçen bir konuşmada Goethe; Herder’e “Öyle hikmetli ve güzel sözler kullanıyorsunuz ki kaynağını merak ediyorum” diye sorar.

Herder, Goethe’ye gülümseyerek; “Bu sözlerin kaynağını gerçekten merak ediyor musunuz?” der.

Goethe: “Evet, beni size bağlayan bu hikmetli sözlerin kaynağıdır.” deyince,

Herder: “İşte benim hikmetli sözler kaynağım” diyerek ona Arapça yazılı bir kitap gösterir.

Herder: “Eğer Alman milletinin böyle bir kaynak kitabı olsaydı, kim bilir ne büyük edipler, şairler yetiştirir, başka dillerin tesirinde kalmazdık. Ayrıca birçoğumuz soyunu unutup yolunu şaşırmazdı.” diyerek fikrini ve Kur’an’ın yaşam için, edebiyat için (İslam Edebiyatı) önemini vurgular.

Herder, bu kitabı Kant’ın sohbetlerine devam ederken tanıdığını, eğer büyük bir şair ve edebiyatçı olmak istiyorsa bu kitabı okumasını önemle söyler. Herder’in bahsettiği kitap ‘Kur’an-ı Kerim‘dir.  (2) Ayrıca Goethe, Wetzlar’da hukuk stajı yaparken Herder’e yazdığı mektubunda şöyle der:

Musa’nın dua ettiği gibi dua etmek istiyorum: “Tanrım göğsüme ferahlık ver” (Taha Suresi 25.ayet)

 

Goethe, İslamiyet’e ilgi duymaya başlamasıyla birlikte yaşamında bir çok ilginç olayla karşılaşır ve bu olaylar onu  İslamiyet’e daha da yakınlaştırır. Hatta hepsinin aslında birer işaret olduğunu düşünür.

 

1813 yılında Napolyon’un seferlerine katılan bir savaşçı ona İspanyadan bir adet Arapça ”el yazması-kaligrafik yazı” olan bir kağıt sayfası getirir. Goethe bu yazıdan inanılmaz derecede etkilenir. Jena Üniversitesi’nden bir oryantalist bu kağıt parçasının aslında Kur’an-ı Kerim’in 114. Nas Suresi olduğunu tespit ve tercüme etmiştir. Tercümesi ise şöyledir:

“Bismillahirrahmanirrahim (Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adıyla). De ki, şeytanın telkinlerinden insanların Tanrısı’na sığınırım.”

 

Goethe, yaşadığı o sarsıcı ve çalkantılı savaş zamanlarında Allah’a sığınma talebi ona yukarıdan yüce bir sesin çağrısı gibi gelir ve “Hicret” adlı şiirini yazmasına vesile olur. Ayrıca Hz. Muhammed’e olan aşkını da yine bir şiirle anlatmıştır.

“Sevgili çocuğum, bizim Uluhiyyet fikrinden ne haberimiz var ki?
Ve bizim dar tasavvurumuz, o yüce varlıktan neler anlatabilir ki?
Ben de bir Türk gibi Allah’ı yüz isimle tabir etmeye çalışsam,
yine de o sonsuz kudrete karşı bir şey söylemiş olamazdım.”

 

Sanatın ve dünyanın daima Avrupa Rönesansı ile bütünleştirdiği isimler arasında yer alan bu gizemli adamın İslamiyet’e ve Hz. Muhammed’e olan aşkının yanı sıra çok tartışılan ve merak edilen bir soruya daha değinmeden geçemeyeceğim.

 

Goethe Aslında Türk müydü?

Gerçek kaynaklara ulaşamadığım için her ne kadar doğruluğunu ispat edemesem de bir Alman araştırmacı olan ‘Niels Hansen’in bulguları doğrultusunda, Goethe’nin mutlak bir Türk kanı taşıdığı ve bir Osmanlı esir subayının torunu olduğu bilgisine ulaştım. Şöyle ki: “Secere Araştırmaları ve Soy Bilimi” kitabının sahibi olan, Prof. “Robert Sommer’in’ araştırmaları sonucunda: Goethe, Haçlı seferleri sırasında esir alınarak Almanya’ya götürülen, anne tarafından “Sadık Selim Sultan” adlı bir Selçuklu Beyinin kanını taşımaktadır. “Sultan” ismine dayandırılan ve bugün bile Almanya’da yaşayan “Soldan” ailesinin bu soydan geldiği de bilinmektedir. Kilise kayıtları ve mezar taşlarından edinilen bilgiler ışığında Türk kanı taşıyan Goethe’nin İslamiyet’i tanımasıyla birlikte bir Türk deyimi ile Türklere adeta kanı kaynamıştır. Ayrıca bu konuda detaylı bilgiyi Tarihçi-yazarımız Dr. Arif Aslan’ın araştırmalarından da inceleyebilirsiniz.

Genç Werther’in Acıları

Goethe denildiğinde bahsini etmeden geçemediğim bir başka konu daha var elbette. Bir rivayete göre Napolyon’un bile tam yedi kez okuduğu, savaş alanında dahi yanında taşıdığı söylenen, döneminde Avrupa’ya aşıklık, umutsuzluk ve intiharın yayılmasına neden olan bir kitap olarak bilinir “Genç Werther’in Acıları”

 

Başlangıçta da söylediğim gibi yaşadığı her anı ayrı bir kitap olan Goethe üzerine tam 60 yıl boyunca araştırmalar yapan ve onu en iyi anlayan kişi olan Alman Prof. Katharina Mommsen, kitap, söyleşi ve konferansları ile dünyaya Goethe’yi aynı zamanda en iyi tanıtan isimdir. Son olarak: Prof. Katharina Mommsen’in “Goethe ve Dünya Kültürleri” adlı eserinde ise Goethe ve onun İslamiyet ile olan ilişkisine dair bir sözüne yer vererek yazıma son vermek istiyorum:

“Goethe, Peygamber Hz. Muhammed’in izini takip ederek, “Doğu Allah’ındır” tılsımıyla “tevhid” inancını tebliğ etmekle yeni nesillere, Şark ve Garp’taki insanlara sırat-ı mustakimi (doğru yolu, hak yolu), daha doğrusu mes’uliyet yüklenilen davranış yolunu işaret etmektedir. Bu mısralarda Goethe’nin İslam ile fikri meşguliyetinin hülasası bulunmaktadır.”

 

Goethe’nin Hz. Muhammed’e yazdığı şiir:

Sevinç sevinç berrak
Ve yıldız yıldız parlak
Bir dağ pınarı
Üstünde beyaz bulutların
Ve kuytusunda bir yeşil yamacın
Bir
Aziz ruhlar sallamış beşiğini
Veda edip çocuk tazeliğiyle bulutlara
Raks eder gibi iner mermer kayalara
Haykırır sevincini semalara
Dağ geçitlerinde
Önüne katar renk renk çakılları
Ve bağrına basar kardeş pınarları
Çiçeklenir ayak bastığı yerler
Ve nefesiyle yeşillenir çimenler
Yoldaşı olur şimdi ırmaklar
Ovaları doldurur gümüş ışıklar

Bir ses yükselir pınarlardan:

“Kardeş ayırma bizi koynundan
Bekliyor Yaratan.
Yoksa bizi çölün kumları yutacak
Güneş kanımızı kurutacak
Kardeş,
Dağın ırmaklarını, ovanın ırmaklarını
Hepimizi alıp koynuna
Eriştir bizi yüce Rabbına
Ezeli Derya’nın yanına.”

Peki, der, dağ pınarı
Kendinde toplar bütün pınarları
Ve haşmetle kabarır göğsü, kolları
Ülkeler açılır uğradığı yerlere
Yeni şehirler doğar ayaklarının altında…
Kulelerin alev zirvelerini
Ve haşmetli mermer saraylarını
Bırakıp arkasında
Yürür mukadder yolunda
Dalgalanır başının üstünde binlerce bayrak
İhtişamın şahitleri
Evlatlarını Rabbine ulaştırarak
Karışır ilahi ummana coşarak!

 

kaynak: İndigo


İçeriği beğendiysen paylaş, çünkü paylaşmak güzeldir :)

İçeriği beğendiysen paylaş, çünkü paylaşmak güzeldir :)

admin-profile/gokceturkkan.jpg
Gökçe Türkkan

ListeKitap Editörü


Siz de ListeKitap ta kendi içeriklerinizi yayınlayabilir
ve bir yazar profiline sahip olabilirsiniz. İletişim: yazar@listekitap.com

admin-profile/gokceturkkan.jpg
Gökçe Türkkan

ListeKitap Editörü


Siz de ListeKitap ta kendi içeriklerinizi yayınlayabilir
ve bir yazar profiline sahip olabilirsiniz. iletişim: yazar@listekitap.com

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapın. Üye değilseniz Kayıt Olun

Kitaptan Uyarlanan En İyi 10 Aşk Filmi

44.962 kez okundu 23 Eylül 2016

Aşk'ı ve Trajediyi Kucaklayan Kadın: Frida Kahlo

46.870 kez okundu 08 Temmuz 2015

Turgut Uyar'ın Ölümünden Sonra Yakılan Ağıtlar

4.439 kez okundu 04 Ağustos 2016

Tolstoy’un Kendine Koyduğu 17 Hayat Kuralı

50.019 kez okundu 06 Ağustos 2015

Yahudi Dükkanı Kitabından 10 Etkileyici Alıntı

11.420 kez okundu 11 Kasım 2016

Eyvallah-2 Kitabını Okumak için 8 Neden

85.142 kez okundu 01 Eylül 2016

Filmlerde Renk Psikolojisinin Kullanımı

13.103 kez okundu 23 Ağustos 2016

Dünyanın En Tuhaf 10 Müzik Klibi

17.484 kez okundu 23 Ağustos 2016

İntikam ile Adalet Arasındaki 5 Fark

10.503 kez okundu 09 Haziran 2016

Yeraltı Edebiyatı'na Bir Bakış

7.668 kez okundu 22 Ağustos 2016

Nilgün Marmara: Burada daha ne kadar öleceğim?

7.086 kez okundu 11 Mayıs 2016

Ray Bradbury’den Genç Yazarlara 12 Tavsiye

4.338 kez okundu 18 Ağustos 2016


Bizi sosyal medyada takip edin

Arkadaşına Gönder

kalan süre
45% Complete
59 Dk