Yazarlar
+ Yazar ol
+ Reklam ver
Türkiye'nin ilk ve tek sosyal içerikli kitap sitesi





Adına Lavinia Denmiş Bir Aşk: Mevhibe Beyat

12 Temmuz 2015 22:42

“..sana gitme demeyeceğim ama gitme Lavinia. Adını gizleyeceğim sen de bilme, Lavinia.”

Lavinia ölüm çiçeği anlamına gelir. Yaşadığı yıllarda katıldığı şiir matinelerinde en çok bu şiir istenmiştir Özdemir Asaf'tan... Her defasında da içindekiler acıtmıştır. Acıtmıştır çünkü henüz üniversite yıllarında aşık olduğu kadına hiç açılamamıştır aşikare bir şekilde.

Özdemir bu değerli dizeleri bir şiir yarışmasına göndermeye karar verir o dönemlerde. Katıldığı yarışmada Özdemir şiiri büyük beğeni toplar ve yarışmayı kazanır. Bir söylentiye göre ise Özdemir Asaf şiiri okurken aşık olduğu kız da salondadır ve şiirin okunma esnasında salondan ayrılır. Özdemir bu duruma hayli içlenir ve asla duygularını aşikar etmez. Peki ya kimdir Lavinia? 

“Lavinia” yani Mevhibe Beyat...
2 Mayıs 1925’te İstanbul’da doğmuştur. Babası eski bir vali dir. Güzel Sanatlar Akademisini bitirdikten sonra resim öğretmenliği ve stilistlik yapar. Güzelliği dillere destandır. Uzaktan akrabası Oktay Akbal bile ona aşıktır. Hikayelerinde ondan “Hisya” diye söz eder. Şair dünyası ile tanışması da böyle olmuştur zaten. Bir ara Servet-i Fünun dergisinin yöneticiliğini yapan Oktay Akbal sayesinde İlhan Berk, Cavit Yamaç, Naim Tirali ve Özdemir Asaf gibi genç şairlerle tanışır. 

O dönemde Özdemir Asaf Mevhibe’ye sırılsıklam aşık olmuştur fakat bu aşk karşılıksızdır. Lavinia, Özdemir Asaf’a değil, ünlü ressam ve hocası Edip Hakkı Köseoğlu'na aşıktır. İkincisi ise İlhan Selçuk... Bunu ise yıllar sonra kendisi itiraf edecektir 'hayatım boyunca iki adam sevdim biri Edip Hakkı bey, diğeri ise malumunuz İlhan...' Şiire ve roman okumaya da aşık bir kadınmış Beyat, kendini sürekli yenileyen, stilist olduğundan sürekli olarak yurt dışına gidip modayı, sinema ve tiyatroyu yakından takip edecek ve erkekleri peşinde sürüklemesini bilen, cazibesi ve güzelliği ile büyüleyen, içi dolu dolu olan bir kadın...

Yakın dostu Melda Kaptan şöyle diyor:

Mevhibe çok iyi bir sanat izleyicisiydi. Hayatı boyunca çok okudu. Yaşlanıncaya kadar tüm filmlere, konserlere, tiyatro oyunlarına gitti. Hiçbir şeyi kaçırmamak, es geçmemek için elinden geleni yaptı. Öylesine sıcak bir kalbi vardı ki, halkla iç içe yaşamayı da ihmal etmedi. Gazanfer Özcan tiyatrosunu da Shakespeare tiyatrosu kadar önemsedi; ikisinin de hayatı anlamak konusunda eşit derecede faydalı olduğuna inandı.

Fırtınalı bir beraberliğin sonunda evlenmişler İlhan Selçuk ile. Çok sonraları, ismini vermeden de olsa onun hakkında birkaç yazı yazan Selçuk şu hararetli sözlerle anlatıyor genç kadını:

“Fırtınalı bir ilişkinin tensel terinde köpüklenen dalgasını yaşarken, gönüllerde dolaşmanın çekiminden de vazgeçemiyordu; ileride bunun hesabını acıyla vereceğinden habersizdi.” 

Bu ürpertici ve hâlâ, her şeye rağmen tutkulu yazının tarihini de verelim, tam olsun: 14 Şubat 1999. Yani Sevgililer Günü… Ama işte öğreniyoruz ki; Mevhibe Beyat tam da bu yüzden, ‘gönüllerde dolaşmanın çekimine kolayca kapılabildiği için’ büyük aşkından ayrılıp ikinci kez evlenmiş. Bu kez çok şaşırtıcı biriyle, o yıllarda sahnelerin ve beyazperdenin yeni parlayan yıldızı olarak nam salan Öztürk Serengil’le… Lakin evlilik uzun sürmemiş. Ardından ayrılık ve yeni bir evlilik gelmiş… Bu kez fotoğraf sanatçısı Muhlis Hasa’yla…

Kim olursa olsun bir gönüle aşk girince yerinde duramıyor olsa gerek, ama insan aradığı aşkı hep hayalinde kurduğu insanda bulamayabiliyor işte.. Her girdiği kalbe bir ilham perisi olmuş Beyat. Taki 11 Eylül 2007 yılında son nefesini verinceye kadar... Sonuç olarak belki de hiçbir zaman kendisine yazıldığını öğrenemedi Mevhibe Beyat. Belki de Özdemir Asaf böyle istemişti. Kim bilir ismi açıkça belirtilse bu kadar etkileyici ve gizemli olur muydu Lavinia? 

Bu ve diğer soruların cevabını ise gene Beyat'ın en yakın dostu Melda Kaptan veriyor:

“Korkunç bir sezgi gücü vardı Mevhibe’nin. Yüzünüze bakar bakmaz, sizi tanır, anlar, ruhunuzun en derin köşelerine kadar kavrardı. Küçücük bir bakıştan, mimikten, jestten tüm karakter haritanızı çıkarabilirdi. Özdemir Asaf bu yüzden bir keresinde ona “Öldürmekten daha beter anlıyorsun insanı” demişti. Çok keskin gözleri vardı.”

 

Bu tutkulu, karışık ve büyük aşk'ın ardından, en son olarak Özdemir Asaf'ın sesinden Lavinia'sını dinlemek kalıyor bizlere...

 

 

 

 


İçeriği beğendiysen paylaş, çünkü paylaşmak güzeldir :)

İçeriği beğendiysen paylaş, çünkü paylaşmak güzeldir :)

admin-profile/can-ucar.jpg
Can UÇAR

ListeKitap Editörü


Siz de ListeKitap ta kendi içeriklerinizi yayınlayabilir
ve bir yazar profiline sahip olabilirsiniz. İletişim: yazar@listekitap.com

admin-profile/can-ucar.jpg
Can UÇAR

ListeKitap Editörü


Siz de ListeKitap ta kendi içeriklerinizi yayınlayabilir
ve bir yazar profiline sahip olabilirsiniz. iletişim: yazar@listekitap.com

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapın. Üye değilseniz Kayıt Olun

Ünlü Nörolog Oliver Sacks'ın İlginç 5 Vakası

6.365 kez okundu 26 Ağustos 2016

10 Bilgenin Gözünden Doğadaki Gizli Mesajlar

4.612 kez okundu 13 Kasım 2015

21. Yüzyılda Yazılmış En İyi 21 Türk Romanı

14.928 kez okundu 22 Aralık 2015

Efsane Seri Alacakaranlık'tan 10 Alıntı

12.429 kez okundu 12 Eylül 2016

Can Yücel’in 20 Eşsiz Şiirinden Alıntılar

9.545 kez okundu 18 Eylül 2015

Zülfü Livaneli'nin En Sevdiği 10 Kitap

21.683 kez okundu 17 Kasım 2016

Türk Edebiyatı'na Damga Vuran 20 Büyük Eser

5.092 kez okundu 05 Haziran 2015

İsyankar Adamlardan 12 Atarlı Duvar Yazısı

10.091 kez okundu 09 Ağustos 2016

IMDB'ye Göre En İyİ 10 Korku Filmi

19.999 kez okundu 12 Kasım 2015


Bizi sosyal medyada takip edin

Arkadaşına Gönder

kalan süre
45% Complete
59 Dk